Güncel

Çevresiyle ve adıyla uyumlu

Vedat Milör
17 Ekim 2010

Gümüşlük'teki Limon adına ihanet etmiyor. Limonla yapılan kremalı limonçello ve parfe çok başarılı. Paçanga böreği ise kusursuz. Oturma düzeni de harika manzaraya göre ayarlanmış

Kapri adasında çok sevdiğim bir lokanta var:
Savardino di Eduardo diye. Bildiğiniz gibi Roma İmparatoru Tiberius ömrünün sonunda Kapri'ye yerleşmiş. Adanın en yüksek yerinde kendisine bir saray yaptırmış. Muhaliflerini de buradaki sarp kayalıklardan aşağı ittirip balıklara yem ettirdiği rivayet olunur.
İşte dediğim lokanta Tiberius Sarayı'nın kalıntılarının tam bitişiğinde.
Bu lokantayı sevmemin nedeni, bahçesinde her tarafı kaplayan limon ağaçları. Yörenin limonu greyfurt iriliğinde ve kalın kabuklu. Nefis bir rayihası ve mayhoş-tatlı bir tadı var. Meşhur İtalyan dijestifi limonçellonun en iyisi bu limonlardan yapılır.
Savardino Lokantası'nda bu limonun içini oyup içine limon ve krema soslu ve ev yapımı ince bir makarnadolduruyorlar. Reyhan yaprakları ve kiraz domatesler ile de süslüyorlar. Yaz için ideal pasta. Eğer şansınız varsa bunun zevkini çıkarırken o iri limonlardan biri dalından kopup kafanıza düşüyor ve limon keyfi tam oluyor.
Kafaya kuş pisliğinin düşmesinin şans getirdiği söylenir ama ben Kapri limonunu tercih ediyorum. Otele götürüp içi taze naneli buz gibi limonata yaptırıyorum.

Tam 11 çeşit Ege ağırlıklı meze
Bütün bu düşünceler Gümüşlük-Myndos'daki Limon Lokantası'na adım attığım an kafamda cirit atıyor.
Burası da Savardino kadar şahsiyetli ve çevreye uyumlu bir mekan.
Biraz derme çatma masa-sandalye ve koltukları manzarası olağanüstü bir yamaca asimetrik yerleştirmişler. Herkes güneşin batışını boyun krampına maruz kalmadan seyredebiliyor.
Böyle bir ortamda insanın canı limonçello çekiyor tabii. Kendi yaptıkları kremalı bir limonçello var. Hafif tatlımsı. Özellikle bayanların hoşuna gidecek cinsten.
Limonçello faslından sonra yemekleri ısmarlıyoruz.
Meze tabakları iki kişilik.
Tam 11 çeşit Ege ağırlıklı meze. Yaprak sarma, kabak çiçeği dolma, pazı kavurma, mercimek köfte, fava, patlıcan salata, ıspanak salata, taze börülce, buğdaylı yoğurt, Kürt köftesi.
Mezelerdeki ortak özellik yavan olmamaları. Yani zeytinyağı, nar ekşisi, limon, zeytinyağı, sarmısak, maydanoz gibi lezzet veren malzemelerden kaçınılmaması.
Hemen sosyolog damarım kabarıyor ve bir genelleme yapıyorum: Bu tip bir mutfak ancak bir bayan elinden çıkar. Özellikle de görmüş geçirmiş ve köklü bir aileden gelen, büyük olasılıkla İstanbul ya da Egeli bir bayan.
Ortada kimin ne olduğunu tam kestiremediğim birçok bayan dolaşıyor. Garsonlar ve yöneticiler hep bayan ve ortak özellikleri hoş, bakımlı ve kültürlü olmaları. Tavırları abartısız, hareketleri enerji dolu ve yaptıklari işi severek yaptıkları belli oluyor.
Mezeler iyi ya da çok iyi. Yaprak sarma damarsız. Favada bakla lezzeti var. Taze börülce çok iyi. Esmer ince bulgurdan yapılan Kürt köftesi bol baharatlı ama lezzet dengeli.

Kalamar ızgara tavasından daha iyi
Ara sıcak olarak dört öğünün tadına bakıyoruz.
Üstü otlu ve kişnişli keçi peyniri ızgara fena değil. Köylülerin yaptığı keçi peyniri herhalde yüzde 20 falan keçi sütlü. Henüz ülkemizde peynircilik, özellikle keçi sütünden peynir yapımı çok ilkel aşamalarda. Lokantanın yapacağı çok şey yok. Yöresel üreticinin ürününü almaları bence doğru bir davranış. Limon böreği kat kat yufkadan açılmış. Su böreği gibi ama kızartılmış. İçinde yumurta ve çedar peyniri var. Yağını çekmemiş. Daha eski çedar kullansalar lezzet başarılı olur.
Paçanga böreği ise kusursuz. Kullandıkları yağ (yarı yarıya kanola ve ayçiçeği imiş) çok temiz, yağını hiç çekmemiş, peyniri ve pastırması bol. Bizde birçok balıkçıda sunulan paçanga böreklerinden çok daha iyi.
Bir de kızarmış mantıları var.
Çıtır çıtır ve eti bol. Birazcık yavan. Sanki soğanı ya da baharatı eksik gibi. Üstünde biraz çalışılabilir.
Kalamar ızgara istiyoruz.
Yanlışlıkla önümüze tava geliyor.
Özür diliyorlar. 5 dakika sonra ızgarasını getiriyorlar. Kıyaslamak ilginç. Tava başarılı. Börekler gibi yağını çekmemiş ve bulamacı kalın değil. Öte yandan tarator sosu biraz uydurma. Yoğurt ile hazırlanmış. Nedense ülkemizde elde dövülen ceviz, sirke ve bayat ekmek içi ile hazırlanan tarator unutuldu. Halbuki deniz ürününe yakışan bu. Yoğurt kesinlikle yakışmıyor.
Kalamar ızgara daha da başarılı. En önemlisi kullanılan kalamarın kalitesi. Yerli ve taze. Hafif acı ve baharat ile lezzetlendirmişler ama kalamarın tatlımsı iyotumsu lezzeti maskelenmemiş. Tam kıvamında "season" edilmiş ve pişirilmiş.
Maalesef tavsiye ettikleri ahtapotu beğenmiyorum. Soya sosunda marine etmişler, önce mangalda ve sonra güveçte pişirilmiş. Bol sarımsaklı, domatesli ve biberli. Bunlara diyeceğim yok ama ahtapot lezzetli değil. Herhalde dondurulmuş ahtapot kullanılmış.
Parfe ortama uygun
Tatlı olarak ne beklersiniz burada? Limonlu bir tatlı tabii.
Limon parfe sunuyorlar, doğal ahududu sos ile. Böyle bir ortamda daha iyi bir tatlı düşünemiyorum.
Tavsiye üzerine ev yapımı çikolatalı acı biberli likörlerini ısmarlıyorum.
Afedersiniz, acı biber azıcık tahrik edici.
Benden söylemesi, sizden denemesi!

DEĞERLENDİRME: * * * *
Şarap uyum sağladı

Canım bu mezelerle rakı çekiyor ama listede çok sevdiğim bir beyaz şarabı ısmarlıyorum. 2007 Umurbey Sauvignon Blanc. Trakya'daki bağlarda iyi işler yapıyor Umur bey. Özellikle de Sauvignon'u hep yoğun ve varyetel özelliğini ifade eden bir şarap. Rayihası otsal ve laym, limon nuansları var. Lokantanın adı ve genel teması ile uyum sağlıyor. Damakta dengeli ve bitimi kısa olmayan bir sauvignon. Ülkemizde bu düzeyde olmayan ve benim sulandırılmış gibi dediğim (yani yoğun olmayan, aşırı verimden dolayı basit ve su içer gibi içilen şaraplar) bazı Sauvignon'lar Umurbey'in iki katı fiyata satılıyor.

Basın haberi için tıklayınız